Günahlar nimetleri giderir

Günahlar nimetlerin yok olup yerine belâların gelmesine yol açar. Kuldan bir nimet ancak bir günahtan dolayı gider ve ona bir belâ ancak bir günah sebebiyle gelir.

Nitekim Hz. Ali:

“Her belâ ancak bir günahtan dolayı gelir ve ancak tevbeyle ortadan kalkar.” demiştir. Yüce Allah da:

“Başınıza hangi musibet gelmişse o kendi ellerinizin kazandığındandır. Allah çoğunu da affeder” (Şura, 30)

Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: (…)

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.

Günahlar nimetleri yok eder

Günahların bir cezası da eldeki nimetleri yok edip devam etmekte olanları kesmesi, bulunanları kaldırması ve sürecekleri engellemesidir. Çünkü Allah’ın (c.c.) nimetlerinin elde olanlarının muhafazasında, olmayanların elde edilmesinde O’na itaat kadar etkili birşey yoktur. Zira katındakine ancak O’na (c.c.) itaatle ulaşılır.

(…)

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.

Usta ve şaşı çırak

Bir ustanın, şaşı bir çırağı vardı. Usta bir gün çırağından, içerideki depoya gidip raftaki şişeyi getirmesini istedi. Şaşı çırak depoya gitti. Rafa baktığında iki şişe olduğunu gördü. Dönüp ustasına gelerek, ”Usta rafta iki şişe var. Hangisini getireyim?” diye sordu. Usta da, ”Oğlum, o rafta bir şişe var. Şaşılığı bırak. O bir şişeyi al gel” dedi.

(…)

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.

Fatiha’nın bedenlere şifa olması

Fatiha suresi’nin bedenlere şifa olması hususuna gelince bu konuda üzerinde duracağımız hususlar şunlardır:

Sünnette tıp prensiblerinin ortaya koyduğu gerçekler ve tecrübenin gösterdiği çareler.

Sünnetin gösterdiği şifa yolları: Ebu Mütevekkil Naci’nin Ebu Said Hudri’den rivayet ettiği sahih bir hadisde şöyle geçmektedir.

(…)

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.

Cuma’ya erken gelmek

Hazret-i Ali Efendimiz, Allah’ın arslanı, Esedullàhil-gàlib Aliyy-ibni Ebî Tàlib RA’ın rivâyet ettiği bu hadis-i şerif, cuma ile ilgili… Kardeşimiz besmeleyle hadis kitabının sayfasını açınca bu geldi. Onun için, bu müjdeli hadis-i şerifi okumakla başlıyorum:
198/12 (Ettehcîru ilel-cumuati haccu fukarâi ümmetî.) buyurmuş Peygamber SAS Efendimiz. (…)

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.

İlim ile amel etmenin lüzumu

Amel etmenin gerekliliğini bildiren deliller sayılamayacak kadar çoktur. Her ne kadar cennete girmek Allahu Teâlâ’nın fazlı ve ihsanı ile ise de, bu, Allah’a tam bir itaat ve ibadet ile hazırlandıktan sonradır. Çünkü Allah’ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır.

Şayet, “Sadece iman etmekle cennete girilebilir!” denilirse bu doğrudur, fakat ne zaman girilebilir? Acaba oraya ulaşabilmek için hangi dağların sarp yamaçlarında yürünmesi ve hangi engellerin aşılması gerekecektir? (…)

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.

Şeytanın Hileleri 2

Dört Halife Hakkında Görüşleri

 

Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ashabı hakkında bazı sorular sordu:

-Ebubekir için ne dersin ?

-O bana cahiliyet devrinde bile itaat etmedi… İslam’a girdikten sonra nasıl bana itaat eder ?

-Peki, Ömer b. Hattab için ne dersin ?

-Allah’a yemin ederim ki; her gördüğüm yerde ondan kaçarım.

- Peki, Osman b. Affan için ne dersin ?

-Ondan utanırım … hem de çok … Nasıl ki, Rahman’ ın melekleri de ondan utanırlar.

-Peki, Ali b. Ebutalib için ne dersin ? -Ah onun elinden bir kurtulsam… O, kendi başına kalsa; ben kendi başıma kalsam… O beni bıraksa…. ben de onu bıraksam .. Ben onu bırakırım; ama o beni bırakmaz. (…)

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.

İnsan enerjisini nasıl israf ediyor

Hamd Allah’a, Salât rasulüne, Selam aline ashabına ve bütün müminlere olsun.

İnsanın enerjisini gram, dirhem, kilovat veya dereceyle ölçmek mümkün değildir. Kırk sene yaşayan bir insanın öğrettiği güzel düşünceler kırk bin sene sonrasının insanına ışık tutabiliyor.

Yetmiş kiloluk insanın öğrettiği teknoloji yetmiş bin tonu taşıyabiliyor. İki dünyasını cennet eylemek, halka Hakkın gösterdiği doğrultuda muamele yapmak üzere gönderilen insan, gösterilen fobilerle, özendirilen hobilerle israf edilmektedir. (…)
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.

Mesnevi’den hikayeler : Ateşe Atılan Çocuk

Dünyadaki gücünü İsâ aleyhisselâma inananlara zulüm etmek için kullanan yahudi bir padişah vardı. Veziri ile birlikte, hıristiyanları birbirine düşüren padişah ile aynı soydan geliyordu. Bu padişah, İsâ aleyhisselâma inananlardan kurtulmak için, zalimliğine uygun düşen bir yol bulmuştu. Şehrin orta yerine azgın bir ateş yaktırarak yanına da bir put diktirmişti. O puta secde etmeyen hıristiyanları ateşe attırıyordu. (…)

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.

Kabir azabının hakikati ve dereceleri

Kabir azabının aslı dünya sevgisidir. Bu azab da farklıdır. Dünyayı isteme derecesine göre, bazılarına çok, bazılarına az olur. Meselâ kalbi bu dünyaya yalnız bir cihetten bağlı olan bir kimsenin azabı; mal, mülk, hizmetçi, hayvan, mevki, azamet ve bütün dünya ni’metlerine sahip ve kalbi bunların hepsine bağlı olan kişininki gibi değildir. Hâttâ bu dünyada bir kimseye, bir atı çalındığını söyleseler, on atının çalınmasından daha az üzülür. Eğer bütün malını alsalar, malının yarısının alınmasından daha çok üzülür ve azab çeker. (…)

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn.